Kıbrıs’ta yeni diplomatik girişim: Statükoya dönüş olmayacak

Kıbrıs’ta yeni diplomatik girişim: Statükoya dönüş olmayacak

Kıbrıs’ta yeni diplomatik girişim: Statükoya dönüş olmayacak Posted on 10 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Haber – Analiz: Yusuf KANLI (LEFKOŞA )- Kıbrıs sorununda uzun süredir görülmeyen ölçekte bir diplomatik hareketlilik yaşanırken, Birleşmiş Milletler’in üzerinde çalıştığı yeni girişimin önceki müzakere süreçlerinden farklı bir mantık üzerine inşa edilmeye çalışıldığı yönünde işaretler ortaya çıkıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in Lefkoşa, Ankara, Atina, Brüksel ve New York’u kapsayan yoğun temas trafiği sonrasında tamamlanması beklenen strateji belgesinin, temmuz sonu veya ağustos başında Cenevre’de yapılması öngörülen genişletilmiş 5 artı 1 toplantısına temel oluşturması hedefleniyor. Diplomatik kaynaklara göre, amaç, geçmişte defalarca denenen ve sonuç alınamayan müzakere süreçlerini tekrarlamak değil, tarafların kaygılarını dikkate alan “yeni bir siyasi çerçeve” oluşturmak. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın son aylarda ortaya koyduğu yaklaşımın ve özellikle seçilmesi sonrasında ilk görüşmesinde BM’ye aktardığı metodolojinin, yeni girişimin şekillenmesinde giderek daha fazla ağırlık kazandığı değerlendiriliyor. ERHÜRMAN’IN DÖRT MADDESİ MASANIN MERKEZİNDE Holguín ile yaptığı görüşmenin ardından ANKA’ya konuşan Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiyi içermeyen bir sürecin içerisinde yer almayacaklarını açık biçimde ifade etti. Ancak Erhürman’ın açıklamaları yalnızca kırmızı çizgilerden ibaret değil. Cumhurbaşkanı’nın verdiği mesajlar, BM’nin son dönemde Kıbrıs Türk tarafının kaygılarını daha dikkatli dinlediği ve bunları yeni girişime yansıtmaya çalıştığı yönünde bir izlenim de ortaya koyuyor. “Beklentilerimizin akomode edilmeye, içselleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz” diyen Erhürman, bu nedenle hem Holguin’in hem de Genel Sekreter Guterres’in çabalarını olumlu gördüğünü söyledi.” Cumhurbaşkanı’nın savunduğu metodoloji; siyasi eşitliğin baştan kabul edilmesi, müzakerelerin belirli bir zaman çerçevesi içerisinde yürütülmesi, geçmişte sağlanan yakınlaşmaların korunması ve olası bir başarısızlık halinde Kıbrıs Türk tarafının yeniden mevcut statükoya mahküm edilmemesi ilkelerini içeriyor. Özellikle son unsurun yeni girişim açısından belirleyici hale geldiği görülüyor. Kıbrıs Türk tarafında uzun yıllardır dile getirilen temel itirazlardan biri, her başarısız müzakere sürecinin ardından adanın yeniden başlangıç noktasına dönmesi ve çözüm iradesi gösteren tarafın herhangi bir kazanım elde edememesi olmuştu. 2004 Annan Planı referandumu sonrasında yaşanan hayal kırıklığı ve 2017 Crans Montana görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ortaya çıkan tablo da bu değerlendirmelerin temelini oluşturuyor. Bu nedenle diplomatik çevrelerde, yeni girişimin en önemli farklılığının “çözüm olmazsa bile statükoya geri dönülmemesi” anlayışını sürecin sonuna bırakmak yerine başından itibaren dikkate alması, adım adım açılımlar içermesi olduğu konuşuluyor. “5 ARTI 1 OLSUN AMA ANLAMLI OLSUN” Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının hiçbir zaman genişletilmiş 5 artı 1 formatına karşı olmadığını özellikle vurguladı. Ancak geçmişte gerçekleştirilen bazı toplantıların yalnızca güven artırıcı önlemleri ele almakla sınırlı kaldığını hatırlatan Erhürman, yeni toplantının aynı kaderi paylaşmaması gerektiğini söyledi. “Daha önceki 5 artı 1’lerde olduğu gibi mezar temizliği konuşmaya gitmeyelim” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı, garantör ülkelerin ve Genel Sekreter’in katılımıyla yapılacak bir toplantının ciddi siyasi içerik taşıması gerektiğini belirtti.” Bu nedenle temmuz sonu veya ağustos başında yapılması konuşulan toplantının kendisinden çok, o toplantıya hangi hazırlıklarla gidileceğinin önem taşıdığına dikkati çekti. Erhürma